Yaşamakta Israr Eden Bir Hafıza: Sevgi Soysal ile Zamansız Bir Karşılaşma
- 24 Oca
- 2 dakikada okunur
Bir Akşamın Kaydı: Tarih, Mekân, Karşılaşma

Arşivimizin sayfalarını 2 Mayıs 2024 Perşembe akşamına çeviriyoruz. O gece CerModern sahnesinde, Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nun “Sevgi Soysal Yaşamakta Israr Ediyor” oyununu izlemek üzere bir araya gelmiştik; gösterimin ardından ekiple birlikte kısa ama yoğun bir fuaye söyleşisi gerçekleştirmiştik. Sevgi Soysal’ın hayatına ve yazı evrenine yaslanan bu çalışma, seyirciyi yalnızca bir biyografi izleğine değil, Türkiye’nin yakın tarihine açılan çok katmanlı bir sahne düşüncesine davet eden güçlü bir karşılaşma olarak arşivimizde yerini almıştı.
Metnin Nabzı: “Yaşamaktaki Israr” ve Tarihin Katmanları
Oyun, kırkıncı yaşına Londra’da giren bir kadının sabahına yerleşen sorularla açılırken; kanserin gölgesinde hızlanan bir yaşamı, uykuyla uyanıklık arasına sızan karakterleri ve “ısrar”ın bedelini aynı anda sahneye taşıyordu. Sevgi Soysal’ın yaşamla kurduğu ilişki, burada yalnızca kişisel bir direnç anlatısı değil; darbelerden katliamlara, sürgünlerden işkencelere uzanan geniş bir tarihsel arka planla birlikte örülen bir bellek örgüsü olarak kurulmuştu. Üstelik Behice Boran’dan Adalet Ağaoğlu’na uzanan eşliklerle metin, çok sesli bir dönemi sahne üzerinde dolaşıma sokuyor; “çok dilli, çok renkli, çok dertli” bir anlatı tonunu dramaturjik bir stratejiye dönüştürüyordu.
Fuayede Açılan Kapılar: Topluluk, Yazım Süreci, Sahneleme
Söyleşiye başlar başlamaz sözü Nihal Albayrak’a bırakmış; BGST’nin yalnızca tiyatro üretimiyle sınırlı kalmayan, konserden dansa, yayıncılıktan farklı sahne pratiklerine uzanan kapsamlı yapısını dinlemiştik. Ardından odağımızı metne çevirmiş; oyunun yazarı Duygu Dalyanoğlu ile, Cumhuriyetin 25. ve 50. yıllarına uzanan geniş tarihsel çerçevenin sahnede bu kadar incelikli örülmesinin arkasındaki yazım sürecini konuşmuştuk. Söyleşi, yalnızca metnin içeriğini değil, metnin seyirciye aktarılma biçimini de açtı: dekor ve sinevizyon kullanımı, Banu Açıkdeniz’in hareket tasarımı, karakter atamaları, beden kullanımı ve Zeynep Okan’ın Sevgi Soysal yorumunun sahnede yarattığı etki; fuayede üzerinde durduğumuz belirleyici katmanlar olmuştu.
Sahne Üzerinde Israr: Bugüne Dokunan Bir Hafıza
“Sevgi Soysal Yaşamakta Israr Ediyor”, bir yazarın hayatına yaklaşırken asıl olarak yaşam, hız, hastalık, yazı ve politik gerçeklik arasında sıkışmayan; tersine bu gerilimlerden estetik bir dil üreten bir tiyatro önerisi sunuyordu. Oyunun kıymeti, Sevgi Soysal’ı yalnızca “hatırlanan” bir isim olarak değil, bugünün seyircisiyle yeniden karşılaşılabilen bir düşünme biçimi olarak sahneye taşımasında belirginleşiyordu: tarihin kırılma anları, kişisel olanın içine sızıyor; kişisel olan ise tarihin yükünü görünür kılıyordu. Bu nedenle CerModern’de izlediğimiz temsil ve ardından yaptığımız söyleşi, Fuaye Ankara arşivinde “bir oyun gecesi”nden fazlası olarak, bugüne temas eden bir bellek çalışması şeklinde yerini almıştı.



