top of page

Macbeth'in Cadıları - Tiyatro Tales - Kült Sahne

  • 12 saat önce
  • 2 dakikada okunur

Fuaye Ankara ekibi olarak, 8 Mart 2026 Pazar akşamı Kült Sahne'deydik. Tiyatro Tales ekibinin sahneye taşıdığı "Macbeth'in Cadıları Bir De Bizden Dinleyin" adlı oyunu izledik. Oyunun hemen ardından ekiple gerçekleştirdiğimiz fuaye söyleşisinde, Shakespeare'in zamansız eseri Macbeth'in; ötekileştirilen cadıların gözünden, kadın bir oyuncu kadrosuyla ve oldukça yenilikçi bir fiziksel dille nasıl yeniden yorumlandığı üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Güç, ihanet ve şiddet döngüsünü bambaşka bir perspektiften sunan oyun, Fuaye Ankara olarak bizlerde beğeni uyandırdı.


"Güçlüyü korumak için öldüren, koruduğu güce kavuşmak için güçlüyü öldürür. Güçlüyü öldürüp koruduğu gücü ele geçiren gücünü korumak için öldürür. Güçlü adına gücü geri almak isteyen, güçlüyü öldürüp gücünü korumak için öldüreni öldürür. Acı kan şiddet ve ihanete boğulmuş bir dünyanın içerisinde bu dünyayı yaratanlar tarafından hor görülen, aşağılanan, ötekileştirilen cadıların gülümseyerek anlattığı bir hikâye."


Söyleşimizin ilk odak noktası, oyunun 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ne denk gelmesi ve feminist bir okumaya açık olan yapısıydı. Seyirci olarak salona "feminist" bir Macbeth uyarlaması beklentisiyle girsek de ekibin metne yaklaşımının cinsiyetçi kalıpların ötesinde, çok daha evrensel bir iktidar eleştirisine dayandığını görmek oldukça etkileyiciydi. Oyuncular, iktidar çarkının içine giren herkesin (cinsiyetinden bağımsız olarak) canavarlaşabileceğini vurgularken; oyunun asıl feminist gücünün, yüzyıllardır ötekileştirilen, yakılan ve hor görülen "cadı" figürünün anlatıcı koltuğuna oturtulmasından geldiğini belirttiler. Yedi kadın oyuncunun sahnede sürekli form değiştirerek cadı kimliğinden hiç kopmadan tüm hikayeyi sırtlaması, oyunun en güçlü ve seyirciyi en çok içine çeken yanlarından biriydi.


Metnin sahnelenme biçimi, yönetmen Ümit Aydoğdu'nun "gündelik dışı enerji" ve "oyuncuyu bir enstrüman olarak görme" pratiği üzerine inşa edilmiş. Ekip, Meyerhold veya Barba gibi tiyatro kuramcılarının isimlerine veya belirli bir metoda saplanıp kalmak yerine; sahnede işlerine yarayan, oyuncunun bedensel sınırlarını zorlayan ve "terleten" melez bir form yarattıklarını ifade etti. Oyunun yüksek fiziksel ritmi, seyirciyle kurduğu interaktif ve yer yer tekinsiz ilişki, klasik dramatik beklentilerin tamamen dışına çıkarak salonu adeta bir oyun alanına çeviriyor.


Söyleşinin en ilham verici yanlarından biri de Tiyatro Tales ekibinin kendi içindeki hiyerarşisiz ve dayanışmacı yapısıydı. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda hoca-öğrenci ilişkisi içinde olan bu kalabalık ekibin (oyuncular, yönetmen asistanları ve tasarımcılar dahil), sahnede tüm akademik egolarını bir kenara bırakıp eşit birer "oyun arkadaşı" olarak bir araya gelmesi gerçekten takdire şayandı. Günümüzde ekonomik şartlar sebebiyle tek kişilik oyunların arttığı bir tiyatro ikliminde, böyle kalabalık, bağımsız ve cesur bir ekibi sahnede bir bütün olarak görmek bize büyük bir umut verdi.


Bize bu ezber bozan tiyatro deneyimini yaşattıkları için Tiyatro Tales ekibine teşekkür ediyor; "Macbeth'in Cadıları"nın zihin açıcı ritminin uzun yıllar sahnelerde yankılanmasını diliyoruz.

 
 

Fuaye Ankara

  • Instagram
  • Whatsapp
  • X
bottom of page