15 Şubat Ankara Tiyatro Gündemi: Sahnelerden Yeni Mekanlara, Seyirci Deneyiminden Alternatif Performanslara Kapsamlı Bir Bakış
- 2 gün önce
- 3 dakikada okunur

Şubat ayının ortasında gerçekleştirilen çevrimiçi toplantıda, Ankara'nın tiyatro ekosistemi tüm yönleriyle masaya yatırıldı. Son bir aylık süreçte izlenen oyunların detaylı kritiğinden tiyatro salonlarının işletme anlayışına, belediyelerin kültür sanat politikalarından şehre kazandırılan yeni alternatif mekanlara kadar pek çok konu derinlemesine incelendi. İşte başkent sahnelerinde olup bitenlerin ve geleceğe dair öngörülerin eksiksiz bir özeti.
Sahneden Yansıyanlar: Detaylı Oyun İncelemeleri
Son haftalarda sahnelerde birbirinden farklı türde birçok oyun seyirciyle buluştu. Toplantıda öne çıkan, tartışılan ve tavsiye edilen yapımlar şu şekilde detaylandırıldı:
Kendini Köpek Sanan Adam (Tiyatro Bereze): Toplantının en çok övgü alan yapımı oldu. İlgi ve sevgi arayışı gibi klasik bir konuyu, yüksek fiziksel efor ve son derece keyifli bir anlatımla sunan oyun, başarılı bir rejiye sahip. Fiziksel tiyatro kalıbına sıkışmak istemeyen ekibin bu işinde, doksanlı yılların saten kumaşlarından ve kirli sepeti örtülerinden yaratılan kolaj dekor/kostüm tasarımı büyük beğeni topladı. Huzur veren müzikleri ve öz şefkat, aidiyet gibi kavramları (tasma metaforu, sandalyeden uzanan el) işleyiş biçimiyle mutlaka izlenmesi gerekenler listesine girdi.
Biri Hiçbiri Binlercesi (Yakın Tiyatro): Ağır ve felsefi bir metne sahip olan oyunun prömiyeri üzerine yapılan değerlendirmelerde, eserin önemi vurgulandı. Kitaptaki ana karakterin oyunda bir kadına dönüştürülmesi ve ayna/cam metaforlarının sahneleme tekniğindeki kullanımı biçimsel anlamda başarılı bulunsa da, metnin yoğunluğu nedeniyle hazırlıksız giden bir tiyatro seyircisi için zorlayıcı olabileceği belirtildi.
Bir Baba Hamlet: Nazım Hikmet Sahnesi'nde izlenen oyun, güldürü kalitesini düşürmeden ve seyirciyi basite almadan komedi yapabilmenin en iyi örneklerinden biri olarak gösterildi. Barış Dinçel'in her şeye dönüşebilen işlevsel dekoru ve oyuncuların seyirciyle kurduğu iletişim takdir topladı.
Eve Dönesim Yok: Sahneleme tekniğiyle dikkat çeken izlenmeye değer bir yapım. Oyuncuların becerileri övülürken, seyircinin ilgisi dile getirildi.
Salon İşletmeciliği ve Karşılama Kültürü
Tiyatro sadece sahne üstünden ibaret değildir; seyircinin mekandan içeri girdiği an başlayan bir deneyimdir. Toplantıda Ankara'daki salonların işletme kalitesi ve seyirciye yaklaşımları detaylıca karşılaştırıldı:
Olumlu Örnekler: Mesafe Sahne, gençleri organizasyona dahil ederek harika bir iş çıkarıyor. Görevlilerin güler yüzlü olması, seyirci fuayeye geldiğinde kendi aralarındaki sohbeti bırakıp profesyonel bir karşılama sunmaları çok değerli bulundu. Yakın Tiyatro'nun kalabalık ekibiyle her oyunda farklı da olsa mutlaka bir gişe sorumlusu bulundurması, Tiyatro Tam ekibinin ise oyunlarında yaka kartı takarak seyirciyi yönlendirmesi övgüyle bahsedilen pratikler oldu.
Gelişime Açık Alanlar: Ankara'daki birçok özel tiyatroda sabit bir gişe görevlisinin bulunmaması, fuayeye giren seyircinin muhatap bulamaması ve kafe çalışanlarının biletleme süreçlerine hakim olmaması ciddi bir vizyon eksikliği olarak değerlendirildi. İstanbul'daki köklü özel tiyatroların (Oyun Atölyesi, Moda Sahnesi, Ses Tiyatrosu) yıllardır aynı gişe görevlileriyle çalışarak bu kültürü yaşattığı hatırlatıldı.
Belediyeler, Festivaller ve Ücretsiz Sanat Tartışması
Yerel yönetimlerin kültür sanat etkinlikleri iki ucu keskin bir bıçak olarak tartışıldı. Bir yandan artan bilet fiyatları (özel tiyatrolarda 500-750 TL bandı) nedeniyle sanata erişimi kısıtlanan kitleler için ücretsiz veya çok düşük ücretli (Şehir Tiyatroları'nın 22 TL'lik biletleri gibi) oyunlar büyük bir fırsat sunuyor.
Ancak bu durumun getirdiği ciddi sorunlar da mevcut. Festival kapsamında Nazım Hikmet KM’de oynanan bir oyunda, kapasite fazlası seyirci alınması ve koridorlara konulan sandalyelerin görüş açısını kapatması nedeniyle seyirciler arasında kavga çıkması, güvenlik zafiyetlerini göz önüne serdi. Olası bir acil durumda salonun nasıl tahliye edileceği büyük bir soru işareti. Ayrıca, bazı belediyelerin teknik ekibe ödeme yaparken tiyatro üreticilerinden ücretsiz sahneleme beklemesi veya bilet fiyatlarını suni olarak çok düşük tutmasının, özel tiyatroların sürdürülebilirliğine kalıcı bir zarar verdiği, popülist yaklaşımların sistemin kökünden düzelmesine engel olduğu vurgulandı.
Ankara'nın Yeni Cazibe Merkezleri: Mekansal Dönüşüm
Toplantının en heyecan verici bölümlerinden biri, şehre kazandırılan yeni yaşam ve üretim alanlarıydı.
Esat Hal (Kült Teras & Hall.evankara: Eski bir semt halinin dönüştürülmesiyle ortaya çıkan bu kompleks, Ankara için devrim niteliğinde. Belediye, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının ortak yönettiği bu bina; sanat atölyeleri, sergi alanları, gastronomi mekanları ve gençlik akademisi ile tam bir cazibe merkezi oluyor.
Kült Teras: Ankara'nın merkezindeki (özel sektöre ait) ilk Black Box sahne olma özelliği taşıyor. Tek, iki, üç veya dört yönlü seyirci oturma düzenine imkan veren bu yapı, ekiplere büyük bir reji özgürlüğü sunacak.
Hall.evankara: Sadece etkinlik günleri değil, her gün vakit geçirilebilecek bir alan olarak tasarlandı.
AOÇ Hangarlar: Kentsel estetik ve altyapı çalışmaları süren bu endüstriyel dönüşüm alanı, tam bir performans özgürlüğü vadesi taşıyor. İçerisine sabit bir tiyatro sahnesi kurulması reddedildi; amaç, mekanın bir akşam tiyatroya, ertesi sabah bir çağdaş sanat sergisine, gece ise bir partiye ev sahipliği yapabilmesi.
Alternatif Mekanlarda Performans İhtiyacı
AOÇ Hangarlar bağlamında açılan konuda, Ankara'nın alternatif mekan kullanımı konusunda İstanbul'un oldukça gerisinde kaldığı tespiti yapıldı. İstanbul'un geçmişte terk edilmiş manastırları, garajları tiyatroya çeviren bir geleneği varken, Ankara'daki ekiplerin genellikle İtalyan sahne dışına çıkmakta çekingen davrandığı belirtildi.
Oysa Ankara'nın geçmişinde Anafartalar Çarşısı inşa edilirken dönemin en iyi seramik sanatçılarının mekana eser üretmesi gibi çok güçlü kamusal sanat örnekleri bulunuyor. Ev Ankara'nın oyunları parklara taşıması, Kale'de düzenlenen gece etkinlikleri ve AOÇ'de İsveçli bir piyanist ile yapılan "Place-making" festivali gibi umut verici örnekler olsa da, üreticilerin Çıkrıkçılar Yokuşu, han avluları veya otoparklar gibi şehrin dokusuna uygun alanlarda, mekana özgü (site-specific) oyunlar üretmesi gerektiği altı çizilerek savunuldu. Tiyatro eğitiminin çerçeve sahne odaklı verilmesinin de bu vizyon eksikliğinde payı olduğu ifade edildi.



