top of page

Seyirci Neden Risk Almıyor?


Son yıllarda tiyatro seyircisinin oyun seçme pratiğinde gözle görülür bir dönüşüm yaşanıyor. Bu dönüşüm, yalnızca bireysel zevklerin ya da dönemsel eğilimlerin sonucu değil; ekonomik koşulların, zaman algısının, dijital görünürlük mekanizmalarının ve kültürel alışkanlıkların iç içe geçtiği daha geniş bir bağlamın ürünü. Bugün tiyatroya gitmek, birçok seyirci için sezgisel bir meraktan çok, dikkatle hesaplanan bir karar sürecine dönüşmüş durumda.


Bu yeni izleme pratiği, tiyatro deneyiminin kendisini de yeniden tanımlıyor. Seyirci artık yalnızca “ne izleyeceğini” değil, “ne kadar risk alabileceğini” de tartıyor. Bu tartı süreci, tiyatronun sunduğu olasılık alanını daraltan temel unsurlardan biri haline geliyor.


Güvenli Tercih Alışkanlığı


Güncel tiyatro izleyiciliğinde güvenli tercih alışkanlığı belirleyici bir rol oynuyor. Tanıdık oyuncular, daha önce duyulmuş ekipler, dolu salon görüntüleri ve sık karşılaşılan afişler; riskin kontrol altında tutulduğu hissini veriyor. Özellikle ekonomik baskıların arttığı, boş zamanın giderek kıymetlendiği bir dönemde bu refleks anlaşılır görünüyor.


Ancak bu alışkanlık, seçim pratiğini yavaş yavaş dönüştürüyor. Tiyatroya gitme kararı, estetik bir meraktan çok “en az zararla çıkma” düşüncesi etrafında kuruluyor. Böylece seyirci, bilmediğiyle karşılaşmaktansa bildiğini tekrar etmeyi daha güvenli buluyor.


Belirsizlikten Kaçınma


Tiyatro, doğası gereği sonucu önceden garanti edilemeyen bir deneyim alanı sunar. İzleyici, sahneyle karşılaşmadan önce neyle karşılaşacağını tam olarak bilemez. Bu belirsizlik, tiyatronun en güçlü yanlarından biri olduğu kadar, günümüz seyircisi için bir çekinceye de dönüşebiliyor.


Beğenmeme ihtimali, artık yalnızca sanatsal bir hayal kırıklığı olarak değil; zaman, bütçe ve beklenti kaybı olarak da algılanıyor. Bu nedenle seyirci, belirsizliği azaltacak dış işaretlere yöneliyor. Oyun metninin ne söylediğinden çok, oyunun etrafında oluşan görünürlük ve dolaşım belirleyici hale geliyor.


Popülerliğin Güven Vaadi


Popüler olan, giderek “doğru tercih” yerine geçiyor. Dolu salonlar, yüksek etkileşim, sık paylaşılan görseller ve konuşulan işler; estetik bir ölçüt gibi çalışıyor. Oysa popülerlik, çoğu zaman nitelikten çok dolaşımın sonucu. Görünürlük arttıkça güven hissi pekişiyor.


Bu algı yerleştiğinde, henüz keşfedilmemiş üretimler baştan riskli kabul ediliyor. Küçük ölçekli işler, deneysel denemeler ya da yeni metinler, yeterince dolaşıma girmediği için geri planda kalıyor. Böylece tiyatro alanında görünür olan ile değerli olan arasındaki mesafe açılıyor.


Keşiften Kaçış


Riskten kaçınan bir izleme pratiği, zamanla keşif refleksini zayıflatıyor. Seyirci benzer anlatılara, tanıdık estetiklere ve bildik yapısal formlara yöneldikçe repertuvar daralıyor. Yeni olan, “sonra bakılır” diyerek sürekli erteleniyor; keşif, gündelik bir alışkanlık olmaktan çıkıyor.


Oysa tiyatro, yeni bir bakış üretme imkânını tam da bilinmeyende bulur. Beklentiyi bozan, izleyiciyi konfor alanının dışına çağıran işler; tiyatronun düşünsel ve estetik alanını genişleten karşılaşmalardır. Keşfin geri çekildiği yerde tekrar güç kazanır; tekrar güç kazandıkça tiyatronun sürpriz ihtimali zayıflar.


Tek Tipleşen Üretim ve Zihniyet


Seyirci tercihleri, üretim biçimlerini doğrudan etkiler. Güvenli olanın sürekli ödüllendirildiği bir ortamda üreticiler de benzer biçimlere yönelir. Risk almayan seyirci, farkında olmadan risk almayan üretimi teşvik eder.


Bu süreç yalnızca oyunların biçimini değil, düşünme biçimlerini de tek tipleştirir. Zamanla benzer hikâyeler, benzer estetikler ve benzer anlatım dilleri çoğalır. Yenilik istisnaya dönüşürken, ortalama estetik norm haline gelir. Bu noktada mesele, bireysel beğeninin ötesine geçer ve kültürel bir daralma sorunu olarak karşımıza çıkar.


“İyi” Olanın Peşine Düşmek


Popüler olan her zaman kötü değildir; ancak kolay olan, çoğu zaman derin olanla örtüşmez. Tiyatrodan alınan tatmin duygusu, tanıdık olanı tekrar etmekle değil; iyi olanı aramakla, metnin ve sahnelemenin açtığı düşünsel alanla temas etmekle artar.


Risk almak, kusursuzluk arayışı değildir. Aksine, belirsizliğe alan açmaktır. Metne, rejinin arayışına, oyunculuğun derinliğine dikkat kesilen bir izleme pratiği; yalnızca seyirciyi değil, tiyatronun kendisini de zenginleştirir. Tiyatro, bu talep yükseldiğinde çoğalır; yeni yollar açar, yeni sözler üretir.


Belki de mesele tam olarak burada başlar: Daha az emin olmak, ama daha çok düşünmek.

 
 
  • Instagram
  • Whatsapp
  • X
bottom of page