5. Bi' Aralık Festival Başladı
- fuayeankara

- 13 Ara 2025
- 3 dakikada okunur

Bi' Aralık Festivali beşinci yılıyla birlikte yalnızca bir tiyatro etkinliği olmanın ötesine geçerek, Ankara’da ortak bir hafıza, kalıcı bir buluşma alanı ve canlı bir tiyatro ekosistemi yarattığını bir kez daha gösteriyor. Bu yazı, festivalin açılış gününde yapılan sohbetten ve söyleşiden yola çıkarak, Bir Aralık’ın nasıl bir ihtiyaçtan doğduğunu ve neden bu kadar güçlü bir karşılık bulduğunu ele alıyor.
Bir Hayalin Sürekliliği
Bi' Aralık Festivali’nin çıkış noktası, büyük bir organizasyon fikrinden çok daha sade bir yerden doğuyor. Yıllar boyunca her Aralık ayında sahnede olma alışkanlığı, zamanla ortak bir ritme dönüşüyor. “Neden bunu bir festival haline getirmeyelim?” sorusu ise bu ritmin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.
Festivalin kurucu motivasyonu, tiyatronun hayatın içindeki sürekliliğine dayanıyor. Seçici olmak, elemek ya da dışarıda bırakmak yerine; bir arada kalmayı, temas etmeyi ve üretmeye devam etmeyi merkeze alan bir anlayış bu. Yıllar önce birlikte çalışılan insanların hâlâ aynı sahnede buluşabilmesi, festivalin en güçlü taraflarından biri olarak öne çıkıyor.
Festivalden Önce Sahne Vardı
Bi' Aralık Festivali’ni anlamak için önce Aralık Sahne’ye bakmak gerekiyor. Sahnenin yıllar içinde kamusal bir alana dönüşmesi, festival fikrini neredeyse kaçınılmaz hale getiriyor. Bir noktadan sonra “festival yapmıyoruz” demek mümkün olmuyor; çünkü festival zaten yaşanıyor.
Bugün yetmişe yakın başvurunun yapıldığı, ekiplerin süreci yakından takip ettiği bir yapıdan söz ediyoruz. Festival artık yalnızca düzenleyenlerin değil, katılan ekiplerin ve seyircinin de sahiplendiği bir ortak alan haline geliyor.
Sahiplenilen Bir Festival
Beşinci yılda dikkat çeken en önemli dönüşüm, festivalin ekipler tarafından “misafir olunan” bir etkinlik olmaktan çıkıp, sahiplenilen bir buluşmaya dönüşmesi. Ekipler, festivalin her aşamasında elinden geleni yapmaya, katkı sunmaya ve dayanışmaya açık bir tutum sergiliyor.
Bu sahiplenme, festivalin sürdürülebilirliğini sağlayan en önemli unsur. Festivalin artık Ankara’da bir karşılığı var; seyirci Kasım ayının sonuna doğru “Bi' Aralık gelmiyor mu?” diye sormaya başlıyor.
Ankara Prömiyerleri ve Söyleşi Kültürü
Bi' Aralık Festivali’nin ayırt edici özelliklerinden biri, Ankara prömiyerlerine alan açması. Daha önce Ankara’ya gelmemiş ya da yeterince görünür olamamış oyunlar, festival sayesinde seyirciyle buluşuyor.
Oyunların ardından yapılan söyleşiler ise festivalin belki de en güçlü damarını oluşturuyor. Zaman zaman oyunun kendisinden bile uzun süren bu sohbetler, eleştiri kültürünün canlı tutulmasını sağlıyor. Festival, tiyatronun yalnızca sahnede değil, sahne sonrasında da devam eden bir süreç olduğunu hatırlatıyor.
Eleştiri, Güven ve Seyirci
Festivalin seçki anlayışı, popülerlik ya da görünürlük üzerinden değil; güven ilişkisi üzerinden şekilleniyor. Seyircinin seçkiye duyduğu güven, festivalin en kıymetli kazanımlarından biri.
Bu güven, zamanla bir döngü yaratıyor: seyirci izliyor, konuşuyor, öneriyor; ekipler dinliyor, tartışıyor ve üretmeye devam ediyor. Festival, bu karşılıklı ilişki sayesinde kendi reklamını kendi içinde üretiyor.
Bir Buluşma Alanı Olarak Bir Aralık
Ankara’da uzun yıllar boyunca tiyatrocuların bir araya gelebildiği, temas kurabildiği ortak alanların eksikliği hissedildi. Bi' Aralık Festivali ve Aralık Sahne, bu boşluğu dolduran nadir alanlardan biri haline geldi.
Festival süresince ve yıl boyunca burada tanışan, birlikte üreten, oyunlar çıkaran pek çok insan var. Bu karşılaşmalar, festivalin görünmeyen ama en kalıcı etkilerinden biri.
Şehirler Arası Dayanışma
Bi' Aralık Festivali yalnızca Ankara’yı değil; İstanbul, İzmir, Eskişehir, Antalya gibi şehirlerden gelen ekipleri de bir araya getiriyor. Günümüz ekonomik koşullarında şehirler arası turnelerin giderek zorlaştığı bir ortamda, festival önemli bir buluşma ve paylaşım zemini sunuyor.
Ankara seyircisi ise bu süreçte özel bir yerde duruyor. Farklı şehirlerden gelen ekipler için Ankara’da oynamak, her zaman ayrı bir deneyim ve sınav olarak görülüyor.
Kolektif Bir Emek
Beşinci yılda festivalin en belirgin özelliklerinden biri de kolektif yapısı. Organizasyonun arka planında çok sayıda insanın emeği, desteği ve dayanışması bulunuyor. Koordinasyon, sahne arkası, teknik ekip, gönüllüler ve destekçiler festivalin görünmeyen omurgasını oluşturuyor.
Bir ay süren bir festivalin özel bir tiyatro sahnesi tarafından hayata geçirilmesi, başlı başına cesaret ve kararlılık gerektiriyor. Ancak bu cesaret, seyircinin ve ekiplerin desteğiyle karşılık buluyor.
Sonuç Yerine
Bi' Aralık Festivali, tiyatronun yalnızca oyunlardan ibaret olmadığını; sohbet, eleştiri, karşılaşma ve dayanışma ile var olduğunu hatırlatıyor. Bu festival, planlanmış bir organizasyondan çok, yıllar içinde doğal olarak büyüyen bir ihtiyacın sonucu.
Bir ay boyunca süren bu buluşma, sahnede olan kadar sahne dışında yaşananlarla da anlam kazanıyor. Ve belki de en kıymetli tarafı şu: Bi' Aralık Festivali, tiyatronun hâlâ birlikte düşünmeye ve birlikte üretmeye imkân verdiğini gösteriyor.
Video Kaynağı:Bu yazı, Bir Aralık Festivali kapsamında yapılan aşağıdaki söyleşiden üretilmiştir:https://youtu.be/A70L4SRkEYo



