top of page

Seğmenler'de Tiyatro Karşılaşmaları - Ankara Kültür Sahne Buluşmaları Eylül 2026 Seğmenler Parkı | Mesele

16 Eyl
4 dakikada okunur

Ankara'nın bağımsız tiyatro ekipleri her sezon oyun üretir, prova sürecinden geçer, bir metni sahneye taşır. Ancak üretim ile karşılaşma aynı düzlemde ilerlemez; biri emek ve zamanla, diğeri görünürlük ve erişimle ilgilidir. Çoğu zaman oyun hazırdır, mekân ayarlanmıştır, afiş asılmıştır — ama seyirci bu sürecin hiçbir aşamasından haberdar olmamıştır. Ekip sahneye çıkar, beklediği seyirciyi bulamaz. Bu, bir ilgi meselesi değil, bir görünürlük meselesidir.


Devlet Tiyatroları'nın kurumsal duyuru kapasitesi ve büyük bütçeli ticari yapımların tanıtım harcamaları, aynı hafta sahnelenen bağımsız bir oyunun sesini yapısal olarak bastırır. Billboard, dijital reklam, basın turu gibi araçlar küçük ölçekli bir ekibin erişiminin dışındadır. Aynı şehirde, aynı seyirci kitlesine ulaşmaya çalışan işler eşit koşullarda hareket etmez; bir taraf kurumsal kaynaklarla desteklenirken diğer taraf kendi sınırlı imkânıyla, çoğunlukla tek başına görünür olmaya çalışır. Zamanla bu eşitsizlik, ekiple seyirci arasındaki mesafeyi büyütür; oyun var olmayı sürdürürken, seyirci ondan habersiz uzaklaşır.


SEĞMENLER'İN AÇTIĞI ALAN


Bu yüzden Seğmenler Parkı önemliydi. Ankara Kültür Sahne Buluşmaları, beş gün boyunca yirmiye yakın ekibi tek bir parkta, tek bir seyirci akışının içine yerleştirdi. Duyuru bütçesi gerekmeden, bir bankın önünden geçen herkes bir söyleşiye, bir oyuna ya da bir atölyeye rastlayabildi. Seyirci burada oyunu aramadı; oyun, seyircinin zaten bulunduğu yere geldi. Küçük ama yapısal bir tersine çevirmeydi bu.


RAST'IN ARADIĞI SEYİRCİ


Bu buluşmalar içinde en çok merak edilen ve üzerine en uzun konuşulan iş, Fareler Tiyatrosu ve Tiyatro Tam'ın işbirliğiyle ortaya çıkan R-A-S-T: Rastlantısal Aralık Sahne Tasarımları oldu. Tiyatroyu sahneden çıkarıp parkın yollarına, ağaçlarının arasına, rastlantının kendisine bırakan bu iş, dekor kurmak yerine parkın bankını, eğimini, karanlığını ve seslerini dramaturjinin bir bileşeni olarak kullandı. Seyirci elindeki fenerle hikâyeyi aradı, buldu, görünür kıldı; kimi zaman bir arada, kimi zaman bağımsız hareket eden seyirci kitlesinin kendi ritmiyle kurduğu seyir hâli, alışıldık bir izleme deneyiminin çok ötesinde bir şey yaşattı. Oyunun ve seyircinin bu denli iç içe geçmesi, seyircinin oyunun doğrudan içinde yer alması, unutulmayacak bir deneyimdi. Herkesin ortak fikri netti: bu türden işler çoğalmalı.


EMEĞİN GÖRÜNÜR KILINMASI


Arçura, hafta boyunca iki söyleşiyle iki farklı düşünme biçimini paylaştı. "Teoride ve Uygulamada Tekinsiz Komedi"de, gülmenin ne zaman huzursuzluğa ve yabancılaşmaya dönüştüğünü; tekinsizlik, absürd, grotesk gibi kavramlar üzerinden komedinin tiyatrodaki dönüşümünü, Aristoteles'ten Beckett'e uzanan bir dramaturji tartışmasıyla ele aldılar. "Tanpınar'ı Dönüştürmek"te ise bir öykünün sahne metnine dönüşüm sürecini, bu geçişte neyin kaybedilip neyin kazanıldığını, dramaturji ile reji arasındaki ilişkiyi ayrıntılarıyla aktardılar. İki söyleşi boyunca da ortaya çıkan şey açıktı: bu, işini ne kadar ciddiye aldığını her cümlesinde belli eden bir ekip. Söyleşilerde onları dinleyen bir seyircinin, ortaya çıkardıkları oyunu da mutlaka izlemeye gideceğinden eminiz.


Aynı sorumluluk hissi, farklı bir biçimde Tiyatro Tempo'da karşımıza çıktı. "Bir Zamanlar Ankara'da Tiyatrolar..."da, Haluk Yüce ve Türküler Topal, kentin geçmişten bugüne uzanan sahne kültürünü ve iz bırakan hikâyelerini konuştu. "Kuklanın Yetişkin Hali: Neden Olmasın?"da ise Haluk Yüce ve Marina Yüce, kukla tiyatrosunu; bu formun yalnızca çocuk seyirciye değil, yetişkine de hitap edebilecek anlatım olanaklarını anlattı — söyleşinin yanı sıra atölye ve performanslarla da bu birikimi seyirciyle paylaştılar. Kukla tiyatrosu, hak ettiği değeri çoğu zaman görmeyen bir alan; Tiyatro Tempo'nun bu birikime, emeğe ve ortaya çıkan işlere verdiği önemi biz de paylaşıyoruz. Tiyatro Tempo'nun her işini ilgiyle takip ediyor, elimizden geldiğince destek olmaya çalışıyoruz.


ÇOCUĞU KÜÇÜMSEMEDEN TİYATRO YAPMAK


Genç Sahne, 2016'da ASSITEJ Danimarka ve ASSITEJ Türkiye'den sanatçıların ortak fikriyle kurulduklarını, çocuklar ve gençler için özgün sahne çalışmaları ürettiklerini anlattı. Boş Sahne, Lecoq pedagojisi temelli fiziksel tiyatro ve hikâye anlatıcılığı üzerinden, bir metnin farklı yaş gruplarına aynı anda nasıl seslenebileceğini konuştu. Prof. Dr. Tülin Sağlam ile gerçekleşen söyleşide ise çocuk tiyatrosunun tarihine ve teorisine akademik bir çerçeveden bakıldı. Üç söyleşiden çıkardığımız ders şu: çocuk tiyatrosu yalnızca çocuklar düşünülerek kurulduğunda kolayca basite kaçabiliyor; çocuğu küçümsemeden kurulan bir sahne dili mümkün. Bizim için de bu alan yalnızca çocuk tiyatrosuyla sınırlı değil; her yaş için tiyatro üreten ekipleri ve isimleri ilgiyle takip ediyoruz.


Bu buluşmalar zincirinin bir halkasını da biz kurduk. "Seyirci Olarak Seçim Yapmak" söyleşisinde, bir oyunu izlemeye karar verirken aslında neye baktığımızı sorguladık: oyuncuya mı, yönetmene mi, mekâna mı, oyunun adına mı? Bir arkadaşın önerisi, sosyal medyada rastlanan bir paylaşım ya da tesadüfen görülen bir afiş, bizi bir oyunun seyircisi olmaya nasıl yönlendiriyor? Açık katılımlı bu söyleşide seyirciler kendi deneyimlerini, seçim kriterlerini ve sorularını paylaşarak tartışmaya dahil oldu. Seyirciyle yakınlaşmanın kendisini de, bu yakınlaşmanın nasıl kurulduğunu konuşarak sınadık.


Beş gün boyunca parkın her köşesi başka bir emeğe ev sahipliği yaptı: Heveskâr Tiyatro iki oyunuyla buluşmalarda yer aldı ve uzunca alkışlandı; Yakîn Tiyatro, "Ankara'da Alternatif ve Özel Tiyatrolar" söyleşisiyle tiyatronun acı gerçeklerini konuştu; CoVo Müzikal Kumpanyası, repertuvarından sahnelerle bir müzikal buluşma kurdu; Piyon Sanat ise dans atölyesiyle seyirciyi hareketin ve üretimin ortasına çağırdı — ve parkın her köşesine yayılan nice isimler daha.


ASIL SORU


Seğmenler Parkı'nda beş gün boyunca gözlemlediğimiz, tek seferlik bir şölen değil, yapısal bir ihtimaldi: ekiplerin seyirciyle büyük bütçeler olmadan karşılaşabildiği, seyircinin de bir ekiple tesadüfi ama gerçek bir biçimde tanışabildiği bir model. Bu tür buluşmaların çoğalması, tek bir hafta sonuna ya da tek bir parka sıkışmaması gerekiyor.


Ankara'nın bağımsız tiyatro ekiplerinin sesi, kamunun sağladığı bu tür alanlarla, daha fazla maddi ve manevi destekle daha güçlü çıkabilir. Seğmenler Parkı'nda açılan bu kapının, önümüzdeki sezonlarda daha geniş tutulması, daha fazla ekibin ve daha fazla seyircinin bu karşılaşmalardan pay alması gerekiyor. Bu beş günü mümkün kılan emek, fikir ve destek için Ankara Kültür ekibine teşekkür ederiz.

 
 

Fuaye Ankara

  • Instagram
  • Whatsapp
  • X
bottom of page